Şubat 2008 ayı içinde yazdıklarım
Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar
26 Şubat 2008 • Refleks
Cardfinans Nakit Reklamı
25 Şubat 2008 • 3 Yorum Reklamcıklar
http://www.youtube.com/watch?v=BbHBLfllYOA&
Cardfinans çok güzel bir reklam çekmiş kanımca. Para çekme sırasında “Sağlık olsun”, ” N’apiim Ver” gibi seçenekler insanda bir tebessüm oluşturuyor. Fakat adamı arabaya koyduktan sonra Napolyon kılığında ki bir arkadaşın “OHA” değişi çok hoşuma gitti nedense. Bence güzel bir reklam olmuş.
Buraya kadarmış
22 Şubat 2008 • 2 Yorum Güncel
Galatasaray dün akşam bu sezonki son UEFA maçını oynadı. Son maç olmasına kimsenin bir itirazı olmaz heralde fakat bu kadar farklı yenilip ayrılmak pekte güzel olmadı. Şu yazımda “Bol gol yiyip geri dönmekten korkuyorum.” demişim. Tam da dediğim gibi oldu.
Bu maçta aslında daha çok gol yememiz gerekirdi. Çünkü bizim oyuncularımız daha çok direği andırıyordu. Hiçbiri koşmadı. Çok ruhsuzdular. Orkun deseniz sezon boyunca yapmadığı hatalar yaptı. Özellikle 4. golü resmen Orkun attı.
Bir Galatasaraylı olarak bu maçta fazlasıyla utandım. Onlardan bu kadar fark yiyecek kadar güçsüz müydük? Hayır. İlk maçta gayet güzel oynamıştık. Hatta Sevillayı yenen Fenerbahçe karşısında bile güzel oynamıştık(bu arada Fenerbahçeyi tebrik ediyorum). Ama olmadı. Bu malübiyeti başka şeylerin arkasına sığınarak savunmayı da çok gereksiz ve anlamsız buluyorum. Konya maçıydı falan 5-1 gibi bir skora mazeret olamaz.
Birşey daha var. Kalli birkaç haftadır sadece Türklerden kurulmuş bir onbir ile sahaya çıkıyor. Fakat bu onbiri belirlediği dönemde Lincoln ve Nonda sakat, Song ise Afrika Kupasındaydı. Peki şuan oynayabilecek olan bu 3 futbolcuyu neden oynatmıyorsun? Kenarda Song gibi bir adamın varken neden hayatında sadece bir UEFA maçı yapmış Emre Güngör’ü oynatıyorsun. Ayrıca Barış gibi ortasahada deli gibi koşan bir oyuncuyu sağbeke hapsetmek ne kadar doğrudur bilmiyorum. O pozisyon için Sabri uygun bir futbolcuydu.
Sonuç olarak Galatasaray dün farklı bir şekilde yenildi. Fakat fark yediler diye “Allah belanızı versin.” demeyeceğim. Demeye hakkım yok. Taraftarına UEFA Kupası, Süper Kupa, sayısını tam bilmediğim Türkiye Kupaları ve 16 şampiyonluk göstermiş bir takım Galatasaray. Şimdi yine yanında olmamız gerek.
Belki daha iyi oldu. Böylece lige daha fazla asılır ve belki şampiyon oluruz. Belki…
Not:
Bu aralar maç yayın haklarının D-Smart’a verileceği gibi birşeyler söyleniyor. Lütfen ama lütfen D-Smart almasın yada alsın ama spikeri değiştirsin. En az burada ki adam kadar kötüydü spiker.
Aman saçın gözükmesin
12 Şubat 2008 • 6 Yorum Refleks
Misalî âlemler #11
8 Şubat 2008 • 12 Yorum Uykuda gördüğüm misalî âlemler
Bu aralar gördüğüm rüya sayısı değişmese de hatırladığım rüyalarım oldukça fazlalaştı. Hemen rüyama geçiyorum;
- Rüyamda sınıfta kalıyordum. Daha doğrusu sadece 1 dersten kalıyordum ama beni 3. sınıfa geri gönderiyorlardı. Yeni sınıfıma gidiyorum, herkes küçük.
Hocalardan yardım istiyorum. Neden 3. sınıfa geri gönderildiğimi soruyorum. Hocalarda çözüm arıyorlar.
Ne arıyorlarsa, aynı sınıfı okut tekrar olsun bitsin. - Sonra benim 3. sınıf problemini çözüyorlar ve tekrar 11. sınıfa gönderiyorlar beni. Ama yeni sınıfım çok garip. Sınıfın bir tarafında ocakbaşı var. Derste acıkan gidiyor orda tıkınıyor. Öbür taraf ise çimen. O kadar, sadece çimen var.
- Birde pek muhterem Geometri hocam Şeyda Çalışkan’ın eşinin okulda Matematik öğretmeni olarak çalışmaya başladığını gördüm. Hatta bizim sınıfada Matematik ÖSS dersine giriyordu. Bu adam ben diyeyim 2, siz deyin 2,10 boyunda bir adamdı. Acayip kıllıydı birde. Elmacık kemiğine kadar sakal vardı adamda.
Yanlız sınıf eski haline dönmüştü. Ocakbaşı iyiydi be!
Okullar açılıyor ya, o yüzden gördüm heralde böyle bir rüyayı. Hadi hayırlısı.
Mutluluğu tatmak
7 Şubat 2008 • 5 Yorum Gereksizlik Abidesi
Bu aralar ders çalışıyorum. Evet, benden beklenmeyecek bir davranış fakat ileride bu blogda para dilenmemek için ders çalışmam lazım. Tabi asıl bahsedeceğim şey bu değil. Bugün Fizik çalıştım çoğunlukla. Bolca Hareket testi çözdüm. Çok acayip sorular var yani adamlar soruda resmen senaryo yazmışlar. İşte hırsız kaçıyor polis kovalıyor. Polisin ivmesi şu kadar hırsız bu kadar ivme ile koşuyor falan. Fakat içlerinden bir soru dikkatimi çekti. Daha doğrusu güldüm.
Kırmızı ışıkta durmakta olan bir otobüse yetişmek isteyen yolcu sabit hızla otobüse doğru koşmaktadır. Yolcu otobüse 36 m yaklaştığında yeşil ışık yanıyor ve otobüs 2m/s²’lik ivme ile harekete geçiyor. Yolcu otobüse yetişme mutluluğunun tattığına göre, yolcunun hızı en az kaç m/s’dir?
Şimdi soruyu kafadan attığımı düşünüyorsanız buyrun size soru. Soruda genel olarak bir problem yok, bütün sorular böyle nerdeyse fakat, o “otobüse yetişme mutluluğunun tattığına göre” nedir yahu? Aşk romanı mı bu? Pembe dizi mi bu? Fizik sorusu be! Sinirlendim bak şimdi. Bu arada 1. sorunun cevabı da D imiş.
Misalî âlemler #10
2 Şubat 2008 • 7 Yorum Uykuda gördüğüm misalî âlemler
Rüyamda Barış Ünver‘i gördüm. Yine çok garip bir rüyaydı.
- Barış abiyle cafe gibi bir yerde oturuyorduk. İşte blog hakkında falan konuşuyorduk. Birden ayağa kalktı. Ensesinden birşeyi tuttu ve çekmeye başladı. Fermuarmış. Barış abinin bedeni sanki bir kıyafetmiş gibi yere düştü içinden 1.50 boyunda bodur bir tip çıktı.(Hemen belirteyim Barış Ünver 1.91 boyunda
) “Gerçek Barış benim.” dedi. Sonra oturdu ve konuşmaya devam ettik.









Son Yorumlar