Azrail buralarda galiba
10 Mayıs 2008 • Kişisel • 7 Yorum
Azrail bugünlerde yakınlarımda dolaşıyor galiba. Bana işaret veriyor olabilir. Şayet etrafımda ki insanlar özellikle sınıf arkadaşlarım ölüme ne kadar meraklı olduğumu bilirler. Hatta onlara “Onur ismi sana ne hatırlatıyor?” diye sorsalar ya Necati derler yada ölüm derler.
Neyse konumuz son günlerde başıma gelen iki önemli olay. İlk olay ben kendime tost hazırlarken oldu. Tostun arasına domates dilimi koymak istedim. Çıkardım domatesi kestim ve tostun arasına koydum. Geriye kalan domatesi de israf olmasın diye bütün olarak ağzıma attım. O domates tarafımdan çok az çiğnendiği için boğazıma takıldı ve 40-45 saniye kadar nefes alamadım. Çok kötü bir duyguydu.
İkinci olay ise bugün gerçekleşti. Site kapısını açacak kimseyi bulamayınca kapının üstünden atlamaya karar verdim. Kapı 180 cm vardır heralde. Neyse tırmandım kapıya, atlama faslında yerçekimine karşı koyarken ayağım demire takıldı ve kafa üstü betona çakıldım. Belki açı biraz farklı olsa boynum kırılacaktı.
Evet, Azrail etrafımda dolaşıyor bugünlerde. Yarın, öbür gün ölürsem kimse şaşırmasın.
Futbol Spikerleri
6 Mayıs 2008 • Aklıma geldi • 4 Yorum
Küçükken Fifa oynarken hep kendi kendime spikerlik yapardım. Hatta bir ara bilgisayara mikrofon bağlamıştım. Sanki gerçekten spiker benmişim gibi. Şimdi olsa yine yaparım, çok severim ben spikerliği. Şimdi düşündüm de spikerlik gerçekten çok zor bir iş yahu. Özellikle futbol spikerliği. Durmadan konuşuyorlar, 45 dakika boyunca hiç durmadan. Felaket birşey. Sadece konuşmakla da kalmıyorlar, 30. dakikadan sonra çok fazla konuştuğu için beyin kabuğunda meydana gelen hasardan dolayı oyuncuları karıştırıyorlar. İlginçtir, durumu yine o hasar gören beyin kabuğu toparlıyor. Örnek verelim hemen;
Alex pasını veriyor, Kezman…(top Kezmanda değil ama öyle sanıyor ve söylüyor)…top bekliyordu ama Alex topu Kazıma verdi.
Fakat bu toparlamadan sonra beyin kabuğu son enerjisini kullandığı için spiker artık omurilikten konuşmaya başlıyor. Refleks yani.
Benim favori ikilim ise Ertem Şener-İlker Yasin ikilisidir. Evet evet Şampiyonlar Ligi spikeri ve Şampiyonlar
ligi çakma yorumcusu. Özellikle Ertem Şener maç sırasında ki verdiği gereksiz bilgilerle( mesela Evra’nın 23 kardeşinin olması), yaptığı garip benzetmelerle (Messi ardarda 4 çalım atınca “Adeta ceylan gibi seke seke rakiplerini geçiyor” demesi.) ve yaptığı gaflarla(Eintracht Frankfurt-Fenerbahçe maçında Semih’in attığı golde defans oyuncusu topu eliyle kesmeye çalışmış fakat başaramamıştır. Ertem Şener dışında herkes Fenerbahçe’nin golüne sevinirken o “Penaltı olması lazım!” demiştir. Ayrıca gol olduğunu anlayınca da “Hem gol, hem penaltı sayın seyirciler.” diyerek omurilikten konuştuğunu kanıtlamıştır.) beynime kazımakla yetinmemiş, ruhama, hatta psikolojime kazınmıştır.
Bir daha söyleyeyim, spikerlik çok zor meslek.
Misalî âlemler #12
1 Mayıs 2008 • Uykuda gördüğüm misalî âlemler • 2 Yorum
- Rüyamın ilk bölümünde Berili gördüm. Evlenmişti ama hala üniversitede okuyordu. Evlendiği herif çok yakışıklıydı.(Allah için böyle yakışıklı bir ademoğlu görmedim.) Fakat ben bu adamın Berili aldattığını görüyordum ayrıca adam kadın ticareti yapıyordu.( Pezevenkti işte ) Ben gördüklerimi gidip Berile anlatıyorum, Beril hüngür hüngür ağlamaya başlıyor ve beni evden kovuyor. Evde maşşalah şato gibi bir yerdi. Ertesi gün tekrar Beril’in kapısına gidiyorum, neden beni kovduğunu falan soruyorum. Bana ” Bana çok kötü bir haber verdin senin yüzünü görmek istemiyorum lanet olası!” diyor ve kapıyı kapıyor. Böyle bir hüzün çöküyor bana. Sabah kalktığımda rüyanın etkisinde kalmıştım. Çok severim ben Berili, üzüldüm.
- İkinici bölümde ise babam bana iPhone alıyor. Fakat iPhone alana iPod Touch bedava güya. Yani ikisi bir pakette. Babam bir paket bana almış bir paket kendine. Garipti.
Bugün 28 Nisan
28 Nisan 2008 • Kişisel • 4 Yorum
28 Nisan… Çok güzel bir gündür. Bugün Dünya Kardeşlik Günü. Yaklaşık 5-6 sene boyunca, Dünya Kardeşlik Gününü öğrendiğimden beri, 28 Nisanlar benim için biraz buruk geçerdi. Şayet 15 sene boyunca tek çocuk olarak hayatını devam ettirmiş birisi olarak kardeş özlemi içerisindeydim. 28 Nisan 2006 günü kardeşim dünyaya geldi. Dünya Kardeşlik Gününde bundan daha güzel bir doğumgünü hediyesi olamazdı. Yani bence.
Sözün kısası bugün benim doğum günüm, bugün kardeşimin doğum günü, bugün serviste ki Yaseminin doğum günü bugün Pauletanın doğum günü, bugün Saddam Hüseyinin doğum günü, bugün Jessica Albanın doğum günü, bugün Penélope Cruzun doğum günü, bugün Jorge Garcianın doğum günü, bugün Ferruccio Lamborghininin doğum günü.
28 Nisanda doğan herkesin doğum günü kutlu olsun.
Baharı atlasak?
20 Nisan 2008 • Kişisel • 5 Yorum
En sevmediğim mevsim bahardır. Özellikle doğum günümün içinde bulunduğu Nisan ayından nefret ederim. Çünkü bahar gelince özellikle Nisan gelince bende anlam vermediğim ve beni sinirlendiren bazı durumlar meydana gelir. Mesela her sabah güneşe çıktığımda en az 3 kere hapşırırım. Sonra sürekli bir burun akıntısı, hapşırma isteği ama hapşıramama, hapşıramadığım için sinirlenme, bir hapşırmanın 7-8 saniyede gerçekleşmesi bunlara örnek teşkil edebilecek seviyede olaylar. Bunlar her sene başıma gelir. O sıcak havada elinde mendille dolaşmak hiç hoşuma gitmiyor. Hoşuna gidebilcek birinide bulamayız sanırsam. Sağlıklı bir hasta gibi ortalıkta dolanıyorum.
Baharı sevmememin bir sebebide burun kanamalarımın baharda tavan yapması. Özellikle hapşırdıktan hemen sonra kanıyorsa ve hapşıma isteği devam ediyorsa yandım. Hani türk filmlerinde olur ya kadın öksürür peçete kan olur, hah işte aynı görüntü benim peçetemde de oluşuyor.
Az kalsın polenleri unutuyordum. Daha doktora gidip kendimi göstermedim ama benim kesin olarak polene alerjim var. Gözlerim kaşınmaya başlıyor, kaşıdıkça sulanıyor, sulandıkça şişiyor, şiştikçe kapanıyor ve en son hiç birşey göremeyecek duruma geliyorum.
Nefret ediyorum bahardan, yaz gelsin artık!
Hangisi Sarışın?
18 Nisan 2008 • Gereksizlik Abidesi • 3 Yorum
Sizce bunlardan hangisi sarışın? Tabi ki de sağ bacağı havada olan.
Salak işte salak. Nefret ediyorum salaklardan.
Dayanamıyorum
17 Nisan 2008 • Aklıma geldi • 4 Yorum
Başlığa bakıp büyük acılar çektiğimi düşündün belki ama yok öyle birşey.
Ama gerçekten dayanamıyorum bu salak insanlara. Daha doğrusu katlanamıyorum. Lafları, hareketleri, soruları, sorduklarını soruların cevaplarını anlamayışları vs. beni deli ediyor. Hani “Evleneceksen aptal ile evleneceksin, o zaman seni kontrol edemez.” derler ya, buna kesinlikle uymayacağım. Gideceğim zeki biriyle evleneceğim. İdare etsin beni ne güzel, zaten ben kendimi idare etmeye üşeniyorum bir isteğimi daha karşılamış olur.
Yok abi yok salak insanlara(özellikle kızlara) katlanamıyorum.









Son Yorumlar